Virginia Üniversitesi araştırmacıları, çocukların geçmiş yaşamlarına ait anılar taşıdıkları yönündeki iddiaları içeren 1.678 vakalık veri setini analiz etti. Psychology of Consciousness dergisinde yayımlanan çalışmada, önceki yaşamda öldüğü öne sürülen kişinin ölüm tarihi ile bu anıları aktaran çocuğun doğum tarihi arasındaki sürenin, ölümün beklenmedik olup olmamasına göre değiştiği bildirildi.
Araştırmada, özellikle kaza, cinayet ve ani tıbbi kriz gibi nedenlerle gerçekleşen ölümlerin ardından bu sürenin daha kısa olduğu belirlendi. Araştırmacılar, bulguların reenkarnasyonu kanıtlamadığını, ancak incelenen vakalarda dikkat çekici bir zamanlama örüntüsü ortaya koyduğunu vurguladı.
Ani Ve Beklenmedik Ölümlerde Süre 12 Aya İniyor
Araştırma ekibi, ölen kişilere ilişkin resmi kayıtlar, aile görüşmeleri ve tanık anlatımlarıyla doğrulandığı belirtilen 1.678 vaka arasından, zamanlama bilgileri eksiksiz olan 1.319 olguyu değerlendirdi.
İstatistiksel analizlere göre, önceki yaşam anıları aktardığı bildirilen çocukların doğumu ile ölen kişinin ölüm tarihi arasındaki ortalama süre 16 ay olarak hesaplandı. Ölümün ani ve beklenmedik nedenlerle gerçekleştiği vakalarda bu süre 12 aya düşerken, doğal ve beklenen ölümlerde 21 ay olarak kaydedildi.
Böylece iki olay arasındaki sürenin, beklenmedik ölümlerde doğal ve beklenen ölümlere kıyasla yaklaşık yüzde 43 daha kısa olduğu görüldü. Araştırmacılar, bu farklılığın incelenen vakalar içinde istatistiksel olarak dikkat çeken bir örüntü oluşturduğunu belirtti.
Kültürel Ve Sosyal Etkenler De İncelendi
Çalışmada, gözlemlenen zamanlama farkının toplumsal inançlar ve kültürel etkilerle açıklanıp açıklanamayacağı da ele alındı. Araştırmacılar, ailelerin reenkarnasyona yönelik tutumları başta olmak üzere çeşitli etkenleri istatistiksel analizlere dâhil etti.
Sosyal psikolog Philip Cozzolino, reenkarnasyona inanmayan veya bu düşünceyi açıkça reddeden ailelerde de söz konusu zamanlama farkının görüldüğünü belirtti. Ailelerin sosyoekonomik düzeyleri, aktarılan bilgilerin doğrulanma niteliği ve ailelerin ölen kişilerle önceden tanışıklığı gibi değişkenler hesaba katıldığında da sonucun korunduğu bildirildi.
Araştırmacılar: Bulgular Reenkarnasyonun Kanıtı Değil
Çalışmanın baş yazarı ve bilişsel nörobilim araştırmacısı Saeedeh Sadeghi, elde edilen sonuçların reenkarnasyonun gerçekleştiğini doğrudan kanıtlamadığını ve araştırmacıların bu konuda belirli bir mekanizma öne sürmediğini ifade etti.
Sadeghi, tekil vakaların uydurma veya hayal ürünü olarak değerlendirilebileceğini, ancak çok sayıda vakada benzer bir matematiksel örüntünün ortaya çıkmasının daha kapsamlı bilimsel incelemeyi hak ettiğini belirtti. Araştırmacıya göre bulgular, söz konusu vakaların altında yatan olası psikososyal süreçlerin daha ayrıntılı araştırılması gerektiğine işaret ediyor.
Çalışma, çocukların geçmiş yaşam anıları aktardığı yönündeki iddiaların doğruluğunu veya reenkarnasyonun varlığını tek başına ortaya koymuyor. Bunun yerine, incelenen vakalarda ölüm tarihi ile çocuğun doğum tarihi arasındaki sürenin ölüm biçimiyle ilişkili olup olmadığına dair istatistiksel bir örüntüyü ele alıyor.

İlk yorum yapan olun